Görünmeyen Yaralar: Psikolojik Şiddet ve Hukukun Sınırları
- 4 Mar
- 2 dakikada okunur
Şiddet denildiğinde akla genellikle fiziksel şiddetler yani; darplar, morluklar, kırıklar, gözle görülen yaralar gelir. Peki bir insanın sürekli aşağılanması, değersiz hissettirilmesi ya da korku altında yaşaması şiddet sayılmaz mı? Görünen şiddetin yanında bir de bireyin ruhsal bütünlüğünü zedeleyen, çoğu zaman sessiz ve görünmez ilerleyen psikolojik şiddet vardır. Günümüzde birçok birey bu şiddete maruz kalır fakat somut delil yetersizliği ve toplumsal algılar sebebiyle hukuki koruma açısından zorluk yaşanır. Görünmeyen yaralar nasıl ispatlanır? Hukuk, insanın iç dünyasında açılan hasarı ne kadar görebilir? Bu durum psikolojik şiddetin sadece bireysel değil aynı zamanda hukuki ve toplumsal bir sorun olduğunu ortaya koymaktadır.
Hukuk, şiddeti 6284 numaralı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’da şöyle tanımlar: d) Şiddet: Kişinin, fiziksel, cinsel, psikolojik veya ekonomik açıdan zarar görmesiyle veya acı çekmesiyle sonuçlanan veya sonuçlanması muhtemel hareketleri, buna yönelik tehdit ve baskıyı ya da özgürlüğün keyfî engellenmesini de içeren, toplumsal, kamusal veya özel alanda meydana gelen fiziksel, cinsel, psikolojik, sözlü veya ekonomik her türlü tutum ve davranışı. Kanuni düzenlemeler, psikolojik şiddetin hukuki anlamda tanınmasını sağlayarak mağdurların korunması açısından önemli bir adım oluşturmaktadır. Ancak iş uygulamaya geldiğinde psikolojik şiddet ispatlanmasının oldukça zor olduğu görülmektedir. Psikolojik şiddet çoğu zaman fiziksel iz bırakmadığı için mağdurların yaşadıklarını somut delillerle ortaya koymayı zorlaştırmaktadır. Bu durum, hukuki süreçlerde mağdurun yaşadığı travmanın görünmez kalmasına ve yeterli koruma mekanizmalarından yararlanmamasına sebep olabilmektedir. Psikolojik şiddete maruz kalan bireyler çoğu zaman sürekli aşağılanma, baskı altında tutulma, sosyal çevreden uzaklaştırılma ve manipülasyon gibi davranışlarla karşı karşıya kalmaktadır. Ancak bu tür davranışlar toplum tarafından çoğu zaman “aile içi sorunlar” ya da “duygusal sebepler” olarak değerlendirilebilmekte ve şiddetin varlığı göz ardı edilebilmektedir. Örneğin, eşinin sürekli olarak kendisini değersiz hissettirdiğini, sosyal çevresiyle görüşmesini engellediğini ve psikolojik baskı uyguladığını ifade eden bir birey, bu durumun fiziksel iz bırakmaması nedeniyle yaşadığı şiddeti hukuki süreçte ispatlamakta zorlanabilmektedir. Bu gibi durumlarda mağdurun yaşadığı zarar somut delillerle desteklenmediğinde, şiddetin varlığı yeterince görünür hale gelememektedir. TCK Madde 232- (1) Aynı konutta birlikte yaşadığı kişilerden birine karşı kötü muamelede bulunan kimse, iki aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
HMK Madde 190- (1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
Bu iki maddeye baktığımızda; baskı, kötü muamele vs. gibi davranışları cezalandırmak amaçlanır fakat bu suç denilen davranışların da ispatlanması gerekir.
Psikolojik şiddet, çoğu zaman fiziksel şiddet kadar görünür olmadığı için göz ardı edilen ancak bireyin ruhsal bütünlüğü üzerinde derin ve kalıcı etkiler bırakan bir şiddet türüdür. Hukuki düzenlemeler psikolojik şiddeti tanımlayarak mağdurların korunması adına önemli bir adım atmış olsa da uygulamada yaşanan delil yetersizliği ve toplumsal algılar, bu korumanın etkinliğini sınırlandırabilmektedir. Bu nedenle psikolojik şiddetin yalnızca hukuki bir mesele olarak değil, aynı zamanda toplumsal bir bilinç meselesi olarak ele alınması gerekmektedir. Şiddetin yalnızca bedende değil, insanın ruhunda da iz bırakabileceği gerçeğinin kabul edilmesi, hem hukuk sisteminin gelişmesine hem de mağdurların daha etkin korunmasına katkı sağlayacaktır. Görünmeyen yaraların fark edilmesi, adaletin yalnızca görüneni değil hissedileni de kapsamasıyla mümkün olacaktır. Adalet, yalnızca görünen zararları değil, görünmeyen acıları da fark edebildiği ölçüde gerçek anlamını bulacaktır.
Z. Yaren Köç

Güzel bir yazı olmuş
Elinize sağlık